TKP-ML TİKKO GENEL KOMUTANLIĞI: Devrim, Şehitlerimize Sözümüzdür… Şehitlerimizin Devrimci Pratiklerinden Öğrenerek İlerliyoruz!

Devrim, Şehitlerimize Sözümüzdür…

Şehitlerimizin Devrimci Pratiklerinden Öğrenerek İlerliyoruz!

Uzun soluklu devrim mücadelemizin birer nişanesi olan şehitlerimiz, yürüttüğümüz savaşımızda bizlere, halka ve tüm ezilenlere ışık olmaya devam ediyor. Şehit düşen her bir yoldaşımız, yüreği devrim için çarpmış ve bu uğurda ölümsüzleşmiş her bir devrimci, ulusal baskı ve zulme karşı çıkmış ve kendisini ezilen ulusu için feda etmiş her bir yurtseverin bizlere ve tüm ezilen halkımıza çağrısı vardır. Bu çağrıya yanıt vermek dün olduğu gibi bugün de en önemli görevimizdir. Şehitlerimizin gösterdiği yol, bizlere ve halkımıza güven vermektedir. Bu güven sayesindedir ki, yarım asra yakın bir süredir haklı davamız sürmekte, halkımıza umut olmaya devam etmektedir.

Proleter hareketin büyük ustası Lenin, Almanya sınıf hareketinin komünist önderleri Karl Liebknecht ve Rosa Luxemburg, Partimiz TKP-ML’nin ilk şehidi Meral Yakar, TİKKO’nun ilk komutanı Ali Haydar Yıldız şahsında birçok komutanımız ve savaşçımız Ocak ayında ölümsüzleşmişlerdir. Yine Partimiz onur üyesi Grigori Konstantopoulos’u 2017 yılının ocak ayında güneşe uğurladık.

Partimiz TKP-ML 1. Kongresinde belirtildiği üzere “Partimiz şehitler partisidir!” Bu belirlemenin arka planında verilen yarım asırlık bir savaş ve yüzlerce bedel vardır. Her bir şehidimizin bıraktığı muazzam mirası sahiplenmek, onlardan öğrenmek ve ileriye taşımak için daha çok bedel ödeyecek ve meşakkatli yollardan geçeceğiz. Faşizme, emperyalizme ve her türden gericiliğe, karşı devrimin tüm teknik imkanlarına ve her türden gerici savaş yöntemlerine karşı haklı savaşımızı sürdürmek ve kazanmak imkansız değildir. Tüm dengesiz savaş koşullarına rağmen faşist TC devletinin korkusu büyüktür. Her türden darbelenmeye karşı Halk Ordusu TİKKO, Halk Savaşında ısrar etmektedir. Tüm çabamız, önümüzdeki süreçte yaşanacak çarpışmalara hazırlanmaktır. Bu zifiri karanlık, bizlere şafağın ilk ışıklarını müjdelemektedir.

Dünya çapında emperyalist güçler bir coğrafyadan diğerine daha fazla karşı karşıya gelmektedirler. Latin Amerika, Ortadoğu ve Balkanlar’dan sonra gerici savaşın rotası tekrar Kuzey Afrika’ya yönelmiştir. Yüz yıl önce olduğu gibi bu süreçte de emperyalistler, kendilerine bağımlı kıldıkları Faşist TC devletini savaşa çekmekte ve kendi çıkar amaçları için konumlandırmaktadırlar. AKP-MHP iktidarı ve tüm faşist devlet klikleri, kendi geleceğini garanti altına almak için Rojava’dan sonra Libya’ya yönelmiştir. Amaç, emperyalist tekellerin çıkarlarını korumaktır. İçteki ekonomik krizle birlikte yaşanan sorunlara karşı iktidarın elindeki tek silah halkımızı kutuplaştırmak ve sürekli bir savaş hali yaratmaktır. Ancak bu politika gün gelecek ellerinde patlayacak, çeşitli milliyetlerden halkımızın öfke selinde yok olacaktır.

Her türden zorbalığa karşı şehitlerimiz, kanlarının son damlasına kadar devrimi, partiyi ve ideallerini savunmaktan geri adım atmamışlardır. Kurucu önderimiz İbrahim Kaypakkaya işkence altında ser verip sır vermemekle Türkiye devrim tarihine muazzam bir miras bırakmıştır. Karşı devrimi işkencehanelerde nasıl yenebileceğini göstermiş, Proletarya Partisi’nin ülkemiz topraklarında kök salmasını sağlamıştır. Kaypakkaya’dan devralınan bu miras sayesinde Partimizin üç Genel Sekreteri ile yüzlerce üye ve savaşçımız bedel ödemekten, düşmanla dişe diş bir kavgadan kaçınmamıştır.

Şehitlerimizin varlığı faşizme korku salmakta, halka umut vermektedir. En zor şartlarda dahi “gerçekler devrimcidir!” ilkesi ile Parti’nin ve devrim mücadelesinin yeniden örgütlenmesinde önemli rol oynayan Mehmet Demirdağ’ın; “O duvar; duvarınız, vız gelir bize!” diyerek zindan duvarlarını parçalayan Mehmet Zeki’nin; tüm işkence ve engellemelere rağmen devrim mücadelesinden geri adım atmayan ve kendisinden sonra gelen Ermeni milliyetinden devrimcilere örnek olan Armenak Bakır’ın; en umutsuz dönemde gerilla mücadelesinin gelişimi için “kendimizi görevlerimize zincirleyelim!” şiarı ile gerilla alanının örgütlenmesine öncülük eden Sefagül Kesgin’in; binbir emek ve özveri ile gerilla savaşının bayrağını yükseklerde tutan ve Aliboğazı’nda  sembolleşen 12  halk savaşçısının; devrim için bedenini ölüme yatırmakta tereddüt etmeyen Polat İyit’in;  faşizme karşı savaşta Ortadoğululaşmanın, Rojava’da gericiliğe ve faşizme karşı mücadelenin sembolü haline gelmiş Nubar Ozanyan’ın; “fırtınada bir damla olmak istiyorum” diyerek Rojava’da ölümsüzleşen anarşist savaşçımız Lorenzo Orsetti’nin ve bütün şehitlerimizin gelecek kuşaklara, halkımıza ve savaşçılarımıza olan çağrısını hiçbir düşman gücü engelleyemez.

Halkımıza olan devrim sözümüzün bir gereği olarak bu kavgada nice bedeller ödenmiştir. Her bir şehidimiz, devrim andımızın yeniden tekrarlanması, halkımızın bize olan güveninin yeniden tazelenmesidir. Devrim mücadelemizi, bedeller ödendikçe daha anlamlı ve kararlı bir şekilde sürdüreceğimizden kimsenin şüphesi olmasın.

Tarihimiz bedel ödediğimiz kadar bedel ödettiğimiz, hesap sorduğumuz bir tarihtir. Ordumuzun hesap soruculuğunda şehitlerimizin berrak düşman bilincinin keskinliği belirleyici olmuştur. Önderimiz Kaypakkaya yoldaştan, İsmail Hanoğlu’ndan, Doğan Karadağ’dan, Ayfer Celep’ten, 12’lere kadar düşmanın her saldırısına karşı sınıf öfkesini kuşanarak yanıt vermekten geri durmamışlardır. Partimizin saldırı ruhunun garantisi denilebilir ki şehitlerimizdir.  Bugün de ordumuz TİKKO aynı saldırı ruhu ile savaşı daha ileri mevzilere taşıyacak sınıf bilincine sahiptir. Dün hiçbir koşulda tereddüt etmediğimiz gibi bugün de aynı şekilde ilan ediyoruz; gerek ödediğimiz bedellere gerekse de düşmanın halkımıza yönelik her türlü saldırılarına karşı hesap sormaktan vazgeçmeyeceğiz.

Şehitlerimizin çağrısı, mücadele ve kavga ve son nefeste söylenen “partiyi örgütleyin!” çağrısıdır. Halk Savaşı’nın sürdürülmesi, faşist zorbalığın son bulması için tüm gücümüzle sınıf mücadelesine ve halk savaşına katılım çağrısıdır. Şehitlerimizden aldığımız güçle tüm halkımıza mücadele çağrımızı tekrar yükseltiyoruz. Faşist düzenin zorbalığını kabul etmeyen etnik kökeni, inancı, dili veya ulusu ne olursa olsun; tüm işçileri, emekçileri, kadınları ve gençleri halk savaşını yükseltmeye, Halk Ordusu TİKKO saflarında savaşmaya çağırıyoruz. Zifiri karanlığın sonu kavgamızın şafağı, egemenlerin yaklaşan sonudur.

Parti ve devrim Şehitleri ölümsüzdür!

Partizanlar ölmez, Yaşasın Halk Savaşı!

Yaşasın MLM!

Yaşasın Partimiz TKP-ML, Halk Ordusu TİKKO, Kadın Örgütümüz KKB ve Gençlik Örgütümüz TMLGB!

TKP-ML   TİKKO GENEL KOMUTANLIĞI

21 Ocak 2019