TKP-ML Merkez Komite: Emperyalist Haydutluk Kaybedecek, Direnen Halklar Kazanacak!

Açıklama No: 2026/1

Emperyalist Haydutluk Kaybedecek, Direnen Halklar Kazanacak!

ABD emperyalizmi, kendi “arka bahçesi” olarak ilan ettiği Orta ve Güney Amerika halklarına yönelik işlediği sayısız suça bir yenisini daha ekledi. Venezuela’ya yönelik hava saldırılarıyla birlikte Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini kaçırarak esir aldığını duyurdu. ABD emperyalizminin saldırılarında 80’in üzerinde kişinin katledildiği açıkladı.

ABD emperyalizmi, Donald Trump’ın Ocak 2025’te ikinci başkanlık dönemine başlamasından itibaren bölgeye askeri yığınak yapmakta, balıkçı teknelerini dahi havadan vurarak ilan edilmemiş bir savaş yürütmektedir. Bu saldırılarda çeşitli milliyetlerden 100’ün üzerinde sivil insan katledilmiştir. ABD, bu emperyalist haydutluğunu “uyuşturucu ile mücadele” söylemiyle propaganda etse de, gerçekte asıl hedefinin Venezuela’nın başta petrol olmak üzere yeraltı ve yerüstü kaynaklarına el koymak olduğu açıktır. Emperyalist saldırganlığın asıl amacı budur ve Venezuela’da kendine bağımlı ve uşak bir iktidar hedeflemektedir.

ABD’nin Venezuela’ya yönelik saldırganlığı yeni değildir. Eski bir ordu mensubu olan Hugo Chavez’in “Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti”ni ilan etmesi; başta petrol olmak üzere kimi yeraltı kaynaklarını devletleştirmesi, halkçı-popülist bazı politikalar hayata geçirmesi ve ABD emperyalizmi karşıtı kampla ilişkiler geliştirmesi, Chavez yönetimini George W. Bush başkanlığındaki ABD emperyalizminin doğrudan hedefi haline getirmiştir. O süreçte askeri darbe girişimleri başta olmak üzere her yol ve yöntem denenmiş, Bolivarcı Venezuela Cumhuriyeti’nin yıkılması amaçlanmıştır. Bu saldırgan çizgi, daha sonra ekonomik yaptırımlar, askeri tehditler ve Venezuela muhalefetinin desteklenmesi biçiminde Obama, Trump ve Biden dönemlerinde de kesintisiz biçimde sürdürülmüştür.

Hugo Chavez’in ölümünün ardından yerine seçilen Nicolas Maduro, iktidarını korumak ve sürdürmek adına ordu ve polis gücüne daha fazla dayanan bir yönetim tarzı benimsemiş; bu süreçte halk, artan baskı ve yoksulluk koşulları altında ezilmiştir. Diğer yandan Kolombiya–Karayip hattında uyuşturucunun geçiş ülkesi olan Venezuela’da, ordu ve bürokrasi içindeki kimi kliklerin bu ticaretten rant sağladığı da bilinen bir gerçektir. Kısacası Maduro yönetimi, tüm söylemlerine rağmen halkçı bir alternatif olmaktan uzak; orduya ve bürokratik sadakate dayanan otoriter bir yönetimdir. Ve emperyalist saldırganlık, Venezuela işçi sınıfının ve yoksul halk kesimlerinin hem dış müdahaleyle hem de içerideki baskıcı devlet aygıtıyla çift yönlü kuşatmıştır

Ancak kuşkusuz, ABD emperyalizminin saldırganlığının gerekçesi bunların hiçbiri değildir. ABD’nin Venezuela’ya yönelik bu saldırısının esas nedeni, bölgede ve Venezuela’da rakip emperyalist kamplar olan Çin ve Rusya’nın artan etkisidir. Başta petrol olmak üzere yapılan ticari anlaşmalar ve yatırımlar, ABD emperyalizminin “arka bahçesi” olarak gördüğü bölgede rakip emperyalist güçlerin etkinliğini artırmıştır. Emperyalist tekeller arasındaki artan rekabet ve pazar kavgası, ABD’nin Venezuela’yı stratejik konumu, enerji kaynakları ve nadir madenleri nedeniyle doğrudan hedef almasına yol açmıştır.

ABD emperyalizmi, Venezuela ile sınırlı kalmayacak; Orta ve Güney Amerika’yı yeniden kendi “arka bahçesi” haline getirme hedefi doğrultusunda saldırganlığını derinleştirecektir. Küba ve Nikaragua başta olmak üzere, Çin ve Rusya ile ekonomik ve siyasal ilişkilerini geliştiren tüm bölge ülkeleri, ABD emperyalizminin baskı, tehdit ve müdahale politikalarının hedefindedir.

Zira ABD emperyalizminin bu saldırganlığının temelinde, emperyalist kamplar arasındaki çelişki ve rekabetin keskinleşmesi yatmaktadır. Sarsılan hegemonyasını yeniden tesis etmeye çalışan ABD emperyalizmi, silahlanma yarışının hızlandığı, bölgesel savaş ve çatışmaların sürdüğü koşullarda yeni bir emperyalist paylaşım savaşına hazırlanmaktadır. 3. Emperyalist Paylaşım Savaşı yöneliminde ABD ve İngiliz emperyalizmi öncü rol üstlenirken, Çin ve Rusya emperyalizmi daha çok savunma pozisyonunda yer almaktadır.

Bu objektif gerçeklik, enternasyonal proletarya ve ezilen dünya halklarının yeni bir emperyalist paylaşım savaşı tehlikesine karşı enternasyonal dayanışmasını zorunlu kılmaktadır. Uluslararası ve bölgesel düzeyde anti-emperyalist birlikler örmenin, emperyalist haydutluğa ve genel savaş tehlikesine karşı güçlü mücadele odakları yaratmanın zamanıdır.

ABD emperyalizminin bu saldırganlığı, bugün bir kez daha göstermiştir ki “uluslararası hukuk”, güçlülerin çıkarlarına hizmet eden bir kurgudan ibarettir. Ne ABD’nin ne diğer emperyalistlerin ve ne de Siyonist İsrail’in işlediği suçlar karşısında Birleşmiş Milletler’in karar ve deklarasyonlarının hiçbir bağlayıcılığı ve de anlamı yoktur. Emperyalistlerin işlediği suçlar, kâğıt üzerindeki hukukla, BM’ye çağrılar yaparak değil ancak halkların örgütlü direnişiyle durdurulabilir.

Tam da bu nedenle, Venezuela halkı başta olmak üzere enternasyonal proletarya ve ezilen dünya halklarının emperyalizme, faşizme, siyonizme ve her türden gericiliğe karşı ayağa kalkma zamanıdır. Venezuela halkının emperyalist saldırganlığa karşı mücadelesiyle tam dayanışma içinde olduğumuzu ilan ediyoruz.

Kahrolsun ABD Emperyalizmi!

Yaşasın Venezuela Halkının Mücadelesi!

Yaşasın Enternasyonal Dayanışma!

Ocak 2026

TKP-ML Merkez Komite

Englısh: https://www.tkpml.com/tkp-ml-central-committee-imperialist-thuggery-will-lose-the-resisting-peoples-will-win/?swcfpc=1

İspanyolca: https://www.tkpml.com/comite-central-del-tkp-ml-el-bandidaje-imperialista-perdera-los-pueblos-que-resisten-ganaran/?swcfpc=1