Komünist Lider İbrahim Kaypakkaya’nın Şehit Dönüşünün 53. Yıldönümü
İbrahim Kaypakkaya, 18 Mayıs 1973 tarihinde anti-komünist Türk ordusu tarafından esir edildikten sonra tutuklandı, işkence gördü ve nihayetinde henüz 24 yaşındayken şehit düştü. İbrahim Kaypakkaya, yoldaşlarıyla birlikte 22-23 yaşlarında Marksist-Leninist Türkiye Komünist Partisi Marksist-Leninist’i kurdu ve Türkiye Proletarya Partisi’ne, Türk devrimcilerine ve Kürt ulusal kurtuluş hareketine bugüne kadar değerli dersler ve doğru yolu miras bıraktı.
İbrahim Kaypakkaya, çok genç yaşta hem teoride hem de pratikte Türkiye’nin en önde gelen komünist lideri haline gelmiştir ve bugüne kadar da öyle kalmıştır. Yazılarından biri olan “Ulusal Sorun Üzerine”, sadece Türk komünistler arasında değil, uluslararası komünist hareket içinde de yaygın olarak okunur hale gelmiştir. O, o dönemde son derece popüler olan ve geniş bir kitleye sahip olan Türkiye’deki ana akım milliyetçilik olan Kemalizm’e karşı bir cephe kurdu ve onu reformizm, küçük burjuva ideolojisi ve nihayetinde Kürt ulusal kurtuluş hareketi de dahil olmak üzere ulusal kurtuluş hareketlerini ezen faşist-şovenist bir ideoloji olarak nitelendirdi.
Aynı zamanda Kaypakkaya, Türkiye’de ve Uluslararası Komünist Hareket içinde yaygın olan modern revizyonizme karşı cepheyi de yönetti. Nikita Kruşçev liderliğindeki Sovyetler Birliği Komünist Partisi tarafından yayılan modern revizyonizme karşı öncü olarak Mao Zedong liderliğindeki Çin Komünist Partisi ile sıkı bir ittifak kurdu.
İbrahim Kaypakkaya Türkiye’de Marksizm-Leninizm-Maoizm’i inşa etmeye ve yaymaya çabalarken, Endonezya ulusu ve halkı 1965–1968 yıllarında en büyük ve en acımasız beyaz teröre maruz kalıyordu. D.N. Aidit liderliğindeki Endonezya Komünist Partisi (EKP), İbrahim Kaypakkaya’nın aksine ölümcül bir çöküş yaşadı ve toparlanamadı. EKP ve D.N. Aidit, Sukarno’nun milliyetçiliğinin gerçek doğasını kavrayamadı ve ona bir dayanak olarak güvendi. Bu “beyaz terör”ün sonucu olarak, Endonezya’da proleter parti ve Marksizm-Leninizm-Maoizm öğretileri bugüne kadar yasaklandı. Buna karşılık, Türk ulusu ve halkı, hem proleter partiden hem de Marksizm-Leninizm-Maoizm öğretilerinden İbrahim Kaypakkaya ve diğer şehitlerin değerli mirasını bugüne kadar başarıyla ve kesintisiz bir şekilde devralmıştır.
Saldırı ve işgal savaşlarının çeşitli ülkelerdeki hakimiyetini sürdürmenin aracı haline geldiği günümüz emperyalizminin akut krizi ortasında, İbrahim Kaypakkaya’nın ölümünü anmak son derece anlamlıdır ve haklı bir gerekçeye sahiptir. Onun miras bıraktığı Proleter Devrim ve silahlı mücadele, yalnızca Türk ulusu ve halkı için değil, aynı zamanda emperyalist egemenlik altında yaşayan tüm uluslar için de güçlü bir yoldur.
İbrahim Kaypakkaya’nın yaşam ve mücadele ruhu, sınıf mücadelesinin her nabzında yaşıyor. Sadece Türk ve Kürt halkı için değil, aynı zamanda Endonezya’nın ezilen ve sömürülen halkı da dahil olmak üzere dünyanın ezilen ve sömürülen halkları için de.
Kahrolsun Emperyalizm!
Kahrolsun Feodalizm!
Bürokratik Kapitalizm Halk Düşmanıdır!
Yaşasın Proleter Devrim
Dünyanın Ezilen ve Sömürülen Halkları, Birleşin!
Endonezya Komünist Birliği Merkez Komitesi
16 Mayıs 2026