TKP-ML Merkez Komite: İBRAHİM KAYPAKKAYA PUSULAMIZDIR!

Açıklama: 2026/7

18 Mayıs’ı Unutmadık, Unutturmayacağız!

İBRAHİM KAYPAKKAYA PUSULAMIZDIR!

Komünist önder İbrahim Kaypakkaya’nın katledilişinin üzerinden 53 yıl geçti. Bir insan yaşamı için uzun ancak toplumlar için kısa olan bu zaman dilimi, İbrahim Kaypakkaya’nın ileriye sürdüğü tezlerin önemli bir kısmını doğruladı. Sınıflar mücadelesi ve sosyal pratik, onun genç bir komünist önderken savunduğu görüşlerin sağlamasını fazlasıyla yaptı. Tarih, İbrahim Kaypakkaya’yı kanıtladı. Ardılları olarak onun mucizeler yaratmasına neden olan, yaşam karşısındaki duruşunu içselleştirerek mücadelesinden ilham alıp mirasını büyütmeye devam ediyoruz.

1960 ve ’70’li yıllar dünya ölçeğinde olduğu gibi ülkemizde de siyasal, sosyal ve ulusal kurtuluş mücadelelerinin geliştiği ve yoğunlaştığı yıllardır. ’68 ile yakalanan ivme, ’70’li yıllara gelindiğinde siyasal-politik mücadele temelinde kendi içinde bir sıçrama yaşamış; politik mücadelenin araçları, yöntem ve yolları radikal temelde değişmiştir. Gençliğin mücadelesi, işçi sınıfının, köylü kitlelerinin ve toplamda emekçi halkın kendiliğinden gelme eylemleriyle birleşmiş ve gelişmiştir.

“1971 Silahlı Devrimci Çıkışı”, bu yeni siyasal politik mücadele arayışı ve anlayışının sonucunda açığa çıkmış devrimci bir atılımdır ve faşizmin saldırılarının yoğunlaştığı koşullarda gerçekleşmiştir. Bu anlamıyla ’71 çıkışı; ’60’lı yıllardan başlayan, “68 Kuşağı” olarak karakterize edilen gençliğin anti-emperyalist, anti-faşist mücadelesi, işçi sınıfının 15-16 Haziran Direnişi ve artan grevleri, köylü eylemleri, Büyük Proleter Kültür Devrimi’nin dünyayı sarsan etkisiyle birleşerek Mustafa Suphilerin katledilmesi sonrası hakim hale gelen reformist çizginin kırılması açısından Türkiye devrim tarihinde önemli bir yere sahiptir. İbrahim Kaypakkaya, bu çıkışın komünist yüzüdür.

Kaypakkaya’yı dönemdaşlarından ayıran önemli noktalardan biri, gelişen işçi sınıfı mücadelesinden özellikle de 15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi’nden çıkardığı derslerdir. O, bu direnişten çıkardığı deneyimle iktidar hedefli mücadelenin reformist, parlamentarist yollardan değil kitlelerin mücadelesini örgütleyerek başarı sağlayacağını açıkça ortaya koymuştur. Kaypakkaya; döneminde revaçta olan bir avuç aydının ve ordunun “zinde güçlerinin” devrimini (!) değil, işçi sınıfının önderliğinde, köylülüğün temel alındığı kitlelerin katılımının zorunlu olduğu, komünist partisi önderliğinde bir devrimi savunmuştur.

Kaypakkaya bu anlamıyla çokça ve yanlış olarak propaganda edildiği gibi bir “köylü devrimcisi” değildir. O, işçi sınıfının devrimdeki öncü ve önder rolüne vurgu yapmış, işçi sınıfının önderliğinde, işçi-köylü temel ittifakına dayanan bir silahlı mücadele çizgisini savunmuştur. Bu, Kaypakkaya’yı dönemin diğer devrimci önderlerinden ayıran tayin edici noktalardan biri olmuştur.

Kaypakkaya’yı dönemin diğer devrimci önderlerinden ayıran önemli noktalardan bir diğeri ise Büyük Proleter Kültür Devrimi’ni (BPKD) ele alışıdır. Kaypakkaya, döneminin Uluslararası Komünist Hareket açısından tayin edici gelişmesi olan BPKD’den yana saf tutmuştur. BPKD’nin evrensel derslerini coğrafyamız sınıf mücadelesi pratiğine uyarlamış; bunu “Hareketimiz BPKD’nin ürünüdür” diyerek somutlamıştır.

Kaypakkaya uluslararası alanda komünist hareket içinde Marksizm Leninizm Maoizm ile modern revizyonizm arasındaki saflaşmada, safını net olarak ilan etmiştir. Ayrıca bu saflaşmada net tutumunu somutta TKP’ye çöreklenmiş revizyonizme, reformizme tavır alarak, MLM temelde bu anlayışlarla mücadele ederek kesin bir kopuşla gerçekleştirmiş ve TKP-ML’yi kurarak komünizmin bayrağını yükseltmiştir. Kaypakkaya’nın TDH’deki yerinin anlaşılması açısından bu nokta önemlidir. Bu süreçteki temel anlayış ve yönelimi; revizyonizme net tavır, Kemalizm’in gerçek niteliğinin açığa çıkarılması, ulusal sorun/Kürt ulusal sorunu konusunda net bir tutum ve çözümleme, devlet tahlili ve silahlı mücadele gibi başlıklarda berrak bir duruştur.

Sınıf Mücadelesi Pratiğinden Çıkarılan Teori

Kaypakkaya’nın ileriye sürdüğü görüşlerin günümüzde halen güncelliğini koruyor olması, onun kitlelerin mücadelesine yaklaşımıyla doğrudan ilintilidir. Kaypakkaya hiçbir zaman “masa başı devrimcisi” olmamış, bulduğu her fırsatta kitlelerin sınıf mücadelesi pratiği içinde olmuştur. Bu pratiklerden edindiği ders ve deneyimleri ise çağımızın en ileri bilimi olan MLM bilimi ile sentezleyebilmiştir.

Bu açıdan Kaypakkaya’nın tezlerinin kitlelerin sınıf mücadelesi pratiği içinde şekillendiği, kitlelerin pratiğinden öğrendikçe, bu deneyimlerini MLM bilimiyle sentezlediğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Onun bu devrimci yöntemi, tezlerinin günümüzde de kitlelerin sınıf mücadelesi pratiği içinde yaşamasına ve var olmasına yol açmıştır.

Örneğin Kürt illerindeki devrimci çalışması, onun Kürt ulusal sorunu özgülünde “Milli Mesele”ye dair tezlerini ileriye sürmesine yol açmış, sonrasındaki sosyal pratik ve Kürt ulusal hareketinin gelişimi, bu tezlerin önemini teyit etmiştir. Kaypakkaya’nın ulusal meseleye, ezen ulus ya da ezilen ulus perspektifinden değil de proletaryanın sınıfsal çıkarları açısından yaklaşması, günümüz koşullarında kendisini komünist olarak adlandıran, devrimci olarak tanımlayanlar için net bir saflaşmanın yaşanmasına neden olmuştur.

Benzer durum, Türk hakim sınıflarının resmi ideolojisi olan Kemalizm değerlendirmesinde, Türk devlet aygıtının tanımlanmasında, başta komünist partinin önderliği olmak üzere, devrimin yol ve yöntemlerinde vb. bütün bu tayin edici konularda geçerlidir.

O, her çelişkiye işçi sınıfının ve emekçi halkın çıkarları doğrultusunda yaklaşmıştır. Denilebilir ve denilmelidir ki, günümüz koşullarında komünist olmanın kriteri İbrahim Kaypakkaya’nın tezlerine yaklaşımla değerlendirilmelidir. Çünkü onun tezleri, coğrafyamız sınıf mücadeleleri içinde kitlelerin eylemlerinden, pratiklerinden damıtılmıştır.

Onun ideolojik gelişimi ve ülkemizde MLM biliminin somutlanması süreci, TİP saflarında başta öğrenci gençlik olmak üzere kitle mücadeleleri içinde yer almaya başlaması, bu saflardayken TİP’e yön veren anlayışı yoğun bir biçimde sorgulanması ve devamında parlamentarizmden, reformizmden kopuşu, Milli Demokratik Devrim saflarında yer alışı ve bu anlayışa yönelik sorgulayıcı yaklaşımı ve kopuşu; devamında kitlelerin devrimdeki rolü konusunda netleşmesi ve Proleter Devrimci Aydınlık saflarında yer alışı, gerçekleştirdiği sorgulama sonucunda, bu hareketin devamcısı olan Şafak Revizyonistleri’nden kopuşu ve en sonunda programatik tezlerini ortaya koymasıyla birlikte MLM dönem olarak özetlenebilir.

Buradan da anlaşılacağı gibi Kaypakkaya, işçi sınıfının, proletaryanın ideolojisinde pratik, politik mücadelede MLM yönünde sürekli bir kopuş gerçekleştirmiş, “bayatı atıp tazeyi almış”, eskiden koparken burjuva ideolojisinin büründüğü biçimleri mahkum ederek, yoğun bir mücadele içerisinde sürekli ilerlemiştir. Onun TDH’nin komünist yüzü olmasının anlamı budur.

Unutma 18 Mayıs’ı!

İbrahim Kaypakkaya’nın farklılıkları göze batar derecede açık ve sistemlidir. Doğru ile yanlış arasındaki mücadelede yanlış ve hatalı olanın atılıp yerine doğrunun konulması, bunu bir sonraki pratik yönelimde somutlamak; potansiyeli, dinamikleri, gücü açığa çıkartma kabiliyeti; kitlelere derinlikli güven, devrimin kitlelerin eseri olacağına inançlı bir çalışma ve örgütlenme pratiği…

Tüm bunlar günümüz koşullarında yürütülen irili ufaklı her devrimci pratikte pusulamız olacak değerde ve önemdedir. Tüm bu devrimci çalışmaların temel amacı, Kaypakkaya’nın devrimci yöntemini kuşanarak daha geniş kitlelere ulaşmak, örgütlemek ve örgütlenmektir.

İçinden geçtiğimiz süreç revizyonizme, her türden reformizme, parlamenter hayallere karşı Kaypakkaya’nın ihtilalci çizgisini savunmak, kitleler içinde devrimci komünist bir çizgi yaratma görevini koşullamaktadır. Yeni bir emperyalist paylaşım savaşının hazırlıklarının hızlandığı, Türk hakim sınıflarının, bu paylaşım savaşına göre NATO toplantılarıyla yeniden konumlandığı, silahlı mücadelenin “miadının dolduğu”nun ilan edildiği, “Terörsüz Türkiye” adı altında her türlü devrimci direniş odağının tasfiye edilmeye çalışıldığı koşullarda, pusulamız Kaypakkaya çizgisi, pratik yönelimiz anın devrimci görevleri olmalıdır!

Nerede olursak olalım, hangi devrimci çalışmayı yürütürsek yürütelim parolamız: “Unutma 18 Mayıs’ı” olmalıdır!

Önderimizin deyimiyle “daha sıkı, daha sağlam, daha kararlı bir savaş için” onun cüreti ve cesaretiyle, emperyalist savaşlara, sömürüye ve yoksulluğa karşı emekçi yığınların bulunduğu her yerde, isyan ateşlerini büyütelim!

İbrahim Kaypakkaya Ölümsüzdür!

Yaşasın Partimiz TKP-ML, TİKKO, KKB, TMLGB

Yaşasın Marksizm Leninizm Maoizm!

TKP-ML Merkez Komite

Mayıs 2026

Englısh: https://www.tkpml.com/tkp-ml-central-committee-ibrahim-kaypakkaya-is-our-compass/?swcfpc=1