1 Mayıs Alanlarını Zapt Etmeye Çağırıyoruz
Merhaba yoldaşlar.
Bu yıl 1 Mayıs’ı emperyalist saldırganlık ve gerici savaşların gölgesinde karşılıyoruz. Hepinizin bildiği gibi İsrail ve ABD’nin İran’a yönelik saldırıları Ortadoğu’yu cehenneme çevirmiş durumda. Bütün bu saldırılar aynı zamanda Ortadoğu halklarına şovenizm, ataerki ve her türden gericiliğin yükselmesi olarak geri dönüyor.
Bir tarafta emperyalistler komünist partiler öncülüğünde Hindistan’da ve Filipinler’de sürdürülen halk savaşlarını teslim almaya çalışırken diğer taraftan da Ortadoğu’da Filistin Ulusal Direnişini ve Kürt Ulusal Hareketini etkisizleştirmeye çalışıyor. Kitlelere silahsızlanma dayatılırken emperyalistler savaş envanterlerine yeni silahlar ekliyorlar. Bütün bunların yansımaları ülkemizde de en ağır biçimde hissediliyor.
Türkiye işçi sınıfına ve ezilenlere daha fazla açlık, yoksulluk dayatılıyor. Aynı zamanda diğer taraftan da çeteler ve mafyalar eliyle okullarda, hastanelerde, sokaklarda halkımızın güvenli bir şekilde yaşamasının önüne geçiliyor. Daha geçtiğimiz günlerde Siverek’te ve Maraş’ta yaşanan katliamlar devletin bu politikaları ile birebir ilintilidir. İşçi sınıfı ve ezilen halk kitlelerine dayatılan silahsızlanma politikalarına rağmen NATO gibi emperyalist birlikler kendilerini yenilemek için toplantılar örgütlemektedir. Bu toplantılardan bir tanesi de önümüzdeki aylarda ülkemizde gerçekleştirilecektir. Hepimizin Türkiye’de gerçekleştirilecek NATO zirvesine karşı anti-emperyalist birlik ruhuyla hareket etmesi ve emperyalist güçlere karşı mücadeleyi yükseltmesi gerekmektedir.
Bir tarafta ülkemizde her gün kadınların katledildiği bir gerçeklik yaşanırken diğer taraftan ise bizlere barıştan bahsedilmektedir. Ataerkil bir zemin üzerinde yükselen Türk komprador burjuvazisi kadın ve çocuk katillerini korumaya devam etmektedir. Aynı zamanda ülkemizin dağı, taşı, toprağı, suyu emperyalist şirketlere peşkeş çekilmektedir. “Terörsüz Türkiye” adı altında yürütülen süreçte Türk şovenizmi körüklenmekte Kürt ulusuna teslimiyet dayatılmaktadır.
Başta Tayyip Erdoğan olmak üzere Türk komprador burjuvazisinin temsilcileri ağızlarını her açtıklarında LGBTİ+’lara saldırmaktadır. Aleviler ve diğer ezilen inançlar Müslümanlaştırma ve Sünnileştirme politikaları ile yokedilmeye çalışılmaktadır. İşte bütün bunların adına da “barış ve kardeşlik” denmektedir. Ancak gerçekte yaşanan bir barış süreci değil tam da Türk komprador burjuvazisinin temsilcilerinin ifade ettiği gibi ezilenleri silahsızlandırma politikasıdır.
Türkiye işçi sınıfı her gün açlık ve yoksullukla mücadele ederken aynı zamanda iş yerlerinde işlenen cinayetlere kurban edilmektedir. Bir taraftan birilerinin cepleri dolarken halk gençliğini büyük bir geleceksizlik beklemektedir. Başta Hacettepe olmak üzere çeşitli üniversitelerde faşist çeteler halk gençliğinin haklı mücadelesine saldırmakta ve bu çeteler polis, rektörlük ve devlet eliyle korunmakta ve daha fazla güçlendirilmektedir.
Hak arayanlar zindanlara tıkılmaktadır. Zindanlarda yoldaşlarımız bedenlerini açlığa yatırarak direnişlerini sürdürmektedirler. Ellerinde hiç birşey olmamasına rağmen devletin saldırılarını en kararlı biçimde karşılayan yoldaşlarımızı buradan bir kez daha selamlıyoruz.
Türkiye işçi sınıfının ve ezilenlerinin mücadelesini bu baskı sistemi durduramayacaktır. Bundan 50 yıl önce Türkiye işçi sınıfı Taksim’i büyük bir kararlılıkla kızıla boyamıştı. Biz de bu 1 Mayıs’ı böylesi yoğun saldırılar altında karşılarken; başta kadınları, gençleri, LGBTİ+’ları, Kürtleri, Alevileri ve ezilen milliyet ve inançlardan tüm halkımızı, taşı-toprağı için direnen köylüleri ve Türkiye işçi sınıfını bu yıl tam da bu kararlılıkla tüm 1 Mayıs alanlarını zapt etmeye çağırıyoruz.
Önderimiz İbrahim Kaypakkaya ve onun ardıllarının çizdiği kızıl güzergahta tüm halkımızı örgütlenmeye, halk ordusu saflarına katılmaya çağırıyoruz.
Hepinizin 1 Mayıs’ı kutlu olsun yoldaşlar!
Bijî Yek Gulan!