TKP-ML Avrupa Komitesi: FAŞİZMİN 19 ARALIK VAHŞETİNİ VE DEVRİMCİ BİRLEŞİK DİRENİŞİ UNUTMA/UNUTTURMA!

FAŞİZMİN 19 ARALIK VAHŞETİNİ VE DEVRİMCİ BİRLEŞİK DİRENİŞİ UNUTMA/UNUTTURMA!

Onlar ki,

Işığı, aydınlık yolu ve güneşi arayanlardı

Onların gülücük ve umut yüklü direnişleri,

Bir su damlasına sığdırılan özgür yaşamdı

Ve çelikten iradeleri aldığı suyu unutmadı!

Onlar ki;

Özünü ve yüzünü sıcak güneşe çeviren

Felaket-i zemheriye inatla kafa tutan

Rengarenk direngen kardelenler misali,

Nergizler oldular, direniş halayına dizilen!

Burjuva hakim sınıfların hapishane politikası, özel olarak da TC faşizminin hapishane pratiği, devrimci, yurtsever ve muhalif tutsakların iradelerini kırma ve ehlileştirme politikasıdır. Onlar buna rehabilitasyon deseler de amaçları devrimci tutsakların iradesinin kırılması olarak destabilizasyonudur.  Gerici ve faşizan egemen ideoloji ve politika doğrultusunda, faşizm her zaman, devrimci tutsakların iradesini kırmak, onları ehlileştirmek, hizaya getirmek amacıyla hareket etmektedir.

Devrimci, yurtsever ve muhalif politik tutsaklar ise bu politikaları alt etmek, mücadeleyi en zorlu koşullarda da dişe diş bir keskinlik zemininde sürdürmek ve halk düşmanlarının dayatmalarını parçalamak için direnirler. Bundandır ki, TC hapishaneler gerçekliği içinde, defalarca kez vahşi katliamlar kadar esas olarak da örnek ve tavizsiz direnişlere şahit olunmuştur.

Bu bağlamda TC hapishaneler tarihi, devletin topyekun saldırısına karşı devrimci tutsakların bağımsız veya birleşik direnişi örebildikleri bir odak olabilmiştir. Bu nedenle Diyarbakır 5 Nolu zulmü ve birleşik devrimci direnişi birlikte anlatılır. Benzer şekilde 1991 Eskişehir Tabutluğu-Hücre Dayatması topyekun ret ve direnişle anılır. Bu nedenle; 1995 Buca Hapishanesi, 1996 Ümraniye ve Diyarbakır Hapishane katliamları yine birleşik mücadele eksenli direnişler olarak hatırlanır. Keza Ulucanlar katliamına yanıt da birleşik direniş eksenli olmuştur. 19 Aralık 1999 “Hayata Dönüş” vahşetine karşı direniş de hem saldırı anında ve hem de sonrasında her koşulda direniş olmuştur. Zindanlar, direniş geleneğinin son büyük kitlesel direnişinde toplam 122 devrimci tutsak ölümsüzleşmiş, bine yakın tutsak sakat kalmış veya ağır hastalıklara maruz bırakılmıştır.

Katliam ve direnişleri unutma, unutturma!

Zindanlarda bir tarafta devrimci, yurtsever politik tutsakların sosyalleşme, beslenme, sağlık, kültür ve eğitim hakları, diğer tarafta tutsakları insan yerine dahi koymayan faşist iktidar ve vahşetten medet uman zindan yönetimleri vardır.

1999/2000’li yıllarda Ölüm Oruçları, işte böylesi uzlaşmaz zıtlıklar arasında, bıçak sırtında, dişe diş zorlu ve kanlı bir mücadele gerçeği içinde sürdürülen büyük bir muharebe idi. Bu direniş bir gereklilikten öte, tarihsel bir zorunluluktu. Nasıl ki, her özgürlük bir zorunluluktan ibaret ise tutsakların mücadele ve direnişleri de tarihsel ve nesnel birer zorunluluktur.

19 Aralık 2000 tarihinde hapishanedeki tarihsel ve nesnel direniş odaklarına yönelik faşizmin hunharca saldırısı esnasında ve sonrasındaki eylemlerde kaybettiğimiz Ölüm Orucu (ÖO) şehitlerini bir kez daha saygı ve gururla anıyoruz. Ayrıca bu mücadelede bedel ödeyen, sakat kalan, ağır hasta olan bütün direnişçilerin mücadelesini “unutmadık, unutturmayacağız” diyoruz…

Hiçbir toplumsal zafer; bir devrim hamlesinden, bir yengi veya yenilgiden ibaret olmamıştır. Bütün toplumsal devrimler ya da nitel ve nicel devinimler birçok isyan, bastırma, hücum-geri çekilme, durgunluk-atılım, zafer-yenilgi karşıtlıkları arası süreğen bir mücadeleden ibarettir. 1999 sonları ve 2000 başlarında hapishaneler gerçeği içinde ortaya çıkan zulüm ve direniş de dönemsel ve tarihsel gerçeğin farklı yansımalarıdır. Baskı ve buna itiraz, vahşet ve buna karşı insanlık, saldırganlık ve buna karşı dayanışma ve yoldaşlık, faşizm ve buna karşı sosyalizm mücadelesi gibi; bütün tarihsel momentumlar içinde ortaya çıkan gerçekler uzlaşmaz ve kaçınılmaz karşıtlıklar olarak görünür olmuştur.

Bu uzlaşmaz ve kaçınılmaz karşıtlıklardan ve aralarındaki keskin mücadele deneyimlerinden alınacak büyük dersler vardır. Ağır bedel ödeyerek veya bedel ödeterek, bu devrimci değerleri direnişleriyle yaratan, yaşatan, savunan ve geliştiren bütün şehitlerimize, gazilerimize ve onların ardılları direnişçilerimize şan olsun!

Süresiz Açlık Grevi ve Ölüm Orucu şehitlerini sahiplenme ve faşist devletin hapishanelerdeki zulmünü protesto eylemlerinde güneşe uğurlanan bütün hapishane direnişçilerini bir kez daha saygıyla ve gururla anıyoruz.

Ölmedi Onlar, Mücadelemizde Yaşıyor, Yaşayacak! Yeryüzü, Proleter Özgürlüğün Yüzü Oluncaya Dek!

Bütün hapishane katliamlarını ve 19 Aralık katliamı lanetliyor, birleşik direnişi selamlıyoruz!

TKP-ML Avrupa Komitesi

18 Aralık 2020