Süleyman Cihan

Ölümsüzleştiği tarih: 15 Eylül 1981

Umutsuzluklar anında olduğu gibi

Atılım zamanlarında da umulmadıklar vardır

tarih dediğimiz zaman ve mekan kucağında,

Bu da

üzen ve sevindiren yönleriyle

Kaçınılması olmayan, istek dışı bir kuraldır

Yani dünya kadar kin büyüten

Partiyi gerçeklerle eğiten

Bir süreçti dolu-dizgin geçilen

Bir kez daha öğretmenimizi yitiriyorduk en nadide canımız;

Cihan’ımız

O sıcak yüreğimiz

Beynimiz, bilincimiz

Çelikten irademiz Tutsaktı…

Hey can yoldaşlar hey

Düşmanı küçümsemenin bedeline

Yaşamımız düşüyordu;

Yeniden ruhumuz üşüyordu

Koltuk altlarında bin soğuk ter damlacığı

Ruhumuz üşüyordu

Zindanlara ve yoksul evlere,

Ve zirvelerde yol gözleyenlere

O kahredici haber üşüşüyordu

Cihanımız, canımız;

Öğretmen Önderimiz

İlkinki kadar ikirciksiz

İlkinki kadar tereddütsüz

Yaşamını sancak sancak örerek

Dilini duvarlara gömerek

Ser verip sır vermeyerek

Ölümsüzlerin katına uçuşuyordu…

1949 yılında Dersim’in Ovacık ilçesinin Hülükuşağı köyünde orta halli bir köylü çocuğu olarak dünyaya gelen Süleyman Cihan, ilk ve ortaokulu Ovacık’ta okudu. Lise öğrenimini ise Elazığ’da tamamladı. Daha genç yaşlarda TKP-ML ile ilişkiye geçti. Ancak Partinin 1973 yılında aldığı yenilgi nedeniyle ilişkisi uzun sürmedi. Süleyman Cihan, bir taraftan okurken, diğer taraftan öğretmenlik yapıyordu.

Öğretmen olduktan sonra da aktif siyasal mücadelesi sürdü. 1974 yılında İstanbul’da Tunceli Kültür ve Dayanışma Derneği’ni kurarak bizzat başkanlığını yaptı. Aynı yıl Batı Anadolu Bölge Komitesi’nde görev aldı. TKP-ML’nin yenilgisinden sonra sağcı oportünistlerin partiyi tasfiye girişimlerine karşı mücadele bayrağını açan komünistlerden biriydi. Onun kararlı ve sabırlı mücadelesi sonucu Parti çizgisini, örgütsel, siyasi ve ideolojik olarak tasfiye etmeye çalışan GKK hizbi Partiden atıldı. O, görevlerin en büyüğünü bundan sonra da omuzlamakta tereddüt etmedi. Tüm ülke çapında bir ilişki ağı kurdu. Nitekim Konferans Örgütleme Komitesi, onun sayesinde toplanmış oldu. Süleyman Cihan, buraya BK’yı temsilen katılırken yine onun yoğun faaliyetleri sonucunda da 1. Konferans yapıldı. Konferans’ta Merkez Komitesi Siyasi Büro üyeliğine ve Örgütlenme Komitesi’ne getirildi. Ve bir dönem de Halk Ordusunun Genel Konseyi’nde örgütlenme görevini üstlendi.

Zulmün, baskının, işkencenin kol gezdiği dönemlerde aranır duruma düştü. ‘77 ve ‘80 dönemi arasında uluslararası alanda ortaya çıkan “Üç Dünya Teorisi” akabinde AEP modern revizyonizmine karşı Mao’yu ve Çin Devrimi’ni savunarak revizyonist cephenin saldırılarının boşa çıkartılmasında aktif rol aldı. Uluslararası alandaki AEP revizyonizminin etkisi Partiye de yansıdı ve kimi yönetici kadrolar, bu sağ rüzgarın etkisi altına girdi. Bunun üzerine Kongre hazırlığı Konferans hazırlığına dönüştürüldü. O dönemlerde MK’nın “silahlı mücadeleye hazırlık” tespiti hala sürüyordu. Silahlı mücadeleye hazırlık yönlü bazı çabalar ve AEP’ten etkilenme yönlü tespitler, 1. MK’nın 7. Toplantısı’nda ele alınarak sağa sapmaya karşı mücadele edilmesinde Süleyman Cihan’ın ağırlıklı ve ciddi bir katkısı vardır. Yapılan bir sonraki toplantıda da gerilla savaşı için somut adımlar atılmasında belirleyici rol oynamıştır.

12 Eylül’le birlikte yılgınlık, karamsarlık, örgütleri feshetme, mültecileşme vb. lerinin kol gezdiği bir süreçte TKP-ML, cunta koşullarında 2. Konferans’ını Şubat 1981’de yaparak ısrarla silahlı mücadeleyi yürütme kararını alıp sınıf mücadelesindeki kararlılığını gösteriyordu. Bu Konferans’ta Süleyman Cihan, MK üyeliğine ve MK tarafından da Genel Sekreterliğe seçildi.

Cunta koşulları tüm hızıyla sürerken o, faaliyetini bir an olsun aksatmadı. 28 Temmuz 1981 tarihinde İstanbul’da düşmanın eline geçti. Ancak faşizmin böylesi yılmaz bir komünisti ele geçirmekten duyduğu çılgınca sevinç, Süleyman Cihan’ın İbrahim Kaypakkaya’dan devraldığı direnişiyle “hayal kırıklığına” döndü. Kimliğini dahi kabul ettiremeyen düşman, çareyi onu katletmekte buldu.

Süleym Cihan yoldaş aylar süren işkenceli sorguların ardından 15 Eylül 1981 tarihinde katledildi.

Süleyman Cihan, İbrahim Kaypakkaya’dan sonra işkencede katledilen, TKP-ML’nin İkinci Genel Sekreteriydi.