O ilktir, kadındır ve devrimcidir!

İçindekiler

Bu anlamda partimizden bahsederken M. Yakar’dan, Kamile Öztürk’e oradan enternasyonalist devrimci Barbara Anna Kistler’e, “Beşler”e, ve son olarak da Hatayi Balcı, Gamze Gül Kaya ve Esrin Güngör’e uzanan çizgide partimizin kadın yüzünü vurgulamamız gerekir. Kadın yoldaşlarımız partimizin en zor anlarında, en zor görevleri sırtlamaktan bir an bile geri durmamışlar, parti çizgisine sadakatte ve hayata geçirmede, çok daha net bir ideolojik tutum takınmışlardır.

Partimiz genç bir partidir. Bizzat kurucu önderi şehit düştüğünde 24 yaşındadır! Aradan geçen yarım asra yaklaşan zaman içinde parti tarihimiz göstermiştir ki, partimiz daima genç kalmıştır! Bu yargımızda en önemli kanıt şehit yoldaşlarımızın büyük çoğunluğunun genç olmasıdır. Partimiz kuruluşuyla birlikte aynı zamanda gençlik örgütlenmesi olan komsomol örgütlenmesi de kurulmuştur. Komünist gençlik örgütü özerk bir örgütlenme olarak partinin en zor anlarında, partiye kan taşıyarak, Türkiye devriminin harcını oluşturmaya devam etmiştir.

Parti tarihimiz bize aynı zamanda Türkiye’nin çok uluslu ve azınlık  milliyetlerde oluşan toplumsal yapısına uygun bir şekilleniş içinde olduğunu göstermektedir. Partimiz Türk, Kürt uluslarından, çeşitli milliyet ve mezheplerden işçi sınıfı ve halkın öncü ve örgütlü gücü olduğunu, saflarında aile kökeni her ulus ve milliyetten, mezhepten olan yoldaşlarımızın aynı saflarda mücadele içinde olmasıyla göstermektedir.

Örneğin parti önder kadrolarımızdan Armenak Bakır, ülkemizde soykırıma uğratılan Ermeni milliyetindendir ve 13 Mayıs 1980’de Elazığ Karakoçan’da yaşanan çatışmada şehit düşmüştür. Ve yine partimizin önder kadrolarından ve Örgütlenme Komitesi üyesi Nubar Ozanyan 14 Ağustos 2017’de Rojava’da görevi başındayken şehit düşmüştür.

Partimiz sadece işkencelerde, dağ başlarında gerilla savaşı içinde şehitler vermemiştir. Aynı zamanda şehirlerde kitle mücadeleleri içinde de şehitler vermiştir. Bunun en iyi örneği 2 Eylül 1977’de, İstanbul 1 Mayıs Mahallesi’nde yaşanan gecekondu direnişidir. Faşizmin barınma hakkı temelinde halkımızın meşru inisiyatifiyle kurduğu evlerine yönelik saldırıya yönelik direnişte halkımız 13 şehit vermiştir. Bu direnişte partimiz üyesi ve taraftarları olan Cuma Gül, Hüseyin Aslan, Hüseyin Çaparoğlu, İsmail Poyraz, Hasan Yıldırım şehit düşmüşlerdir.

Parti tarihimiz bize, ülkemizin son yarım asırlık tarihini de özetler. Ülkemizde faşizmin halka yönelik yönelttiği her saldırıdan partimizde payını almıştır. Bu pay bazen dağ başlarında, bazen şehirlerin en merkezi yerlerinde yaşanan çatışma ve direnişlerde; bazen sorgusuz sualsiz kuytu köşelerde ya da “resmi” katliamlarda ya da hapishanelerde yaşanan işkence ve ölümlerde yaşananlarla özetlenebilir. Dolayısıyla partimiz ülkemizde faşizmin halka yönelik saldırılarından azade olmamıştır.

Örneğin Türkiye’de 1980 sonrası gelişen mücadeleye paralel faşizmin bir saldırı aracı olarak devreye soktuğu ve devrimci demokrat kamuoyunda “yargısız infaz” olarak adlandırılacak ve sonrasında binlerce faili meçhulün başlangıcını oluşturacak olan Tuzla Katliamı, 7 Ekim 1988’de gerçekleşti. Bu katliamda Reha Şen, İsmail Hakkı Adalı, Kemal Soğukpınar, Fevzi Yalçın yoldaşlarımız katledilmiştir. Ya da benzer şekilde faşizmin halkın mücadelesi karşısında bir saldırı aracı olarak devreye soktuğu gözaltında kaybetme politikasının örneklerinden biri olarak, Hasan Gülünay yoldaşımız 20 Temmuz 1992’de İstanbul’da evinden çıktıktan sonra gözaltına alınıp kaybedilmiştir.

Bu ve benzeri örnekler çoğaltılabilir. Burada adını anmadığımız pekçok yoldaş Türkiye işçi sınıfının ve halkımızın faşizme karşı mücadelesi içinde, sınıf mücadelesinin kendilerine yüklediği görevleri yerine getirirken şehit düşmüşlerdir. Bu durum partimizin sınıf mücadelesinin orta yerinde atan yanına işaret eder. Yani partimiz sınıf mücadelesi içinde bir yandan ölürken diğer yandan doğmuştur. Partimiz sınıf mücadelesi içinde düşmanla savaşımında yenilgiler almış ancak bayrağı hiçbir zaman yere düşürmemiştir.

Şehitlerimiz bu iddianın ve kararlılığın en somut, en yalın ifadesini oluşturmuşlardır.